FATİH TÜRKMENOĞLU
Milliyet Tatil
Bodrum’u ve koylarını anlatmaya, değil bu sayfa, bir ömür mü yeter? Her bir koyu başka türlü güzel... Bütün bir yaz boyunca gezebilir, eğlenebilir, aynı zamanda öğrenebilirsiniz...
Halikarnas Balıkçısı ne güzel demiş... ''Senden öncekiler de böyleydiler, akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler...'' Sahilde yürümek, çarşıda turlamak, Barlar Sokağı’nda eğlenenleri izlemek, her zaman bambaşka bir zevk...
Eski adıyla Halikarnassos. Ünlü tarihçi Heredot’a göre, şehir Dorlar tarafından kurulmuş. MÖ 353’te Karya bölgesinin başkenti olmuş ve en parlak dönemini yaşamaya başlamış. Dünyanın yedi harikasından biri olan ve ne yazık ki bugün ayakta olmayan Mauseloum, bu dönemde, karısı Artemisia tarafından yaptırılmış.
Bodrum, Romalılar ve Bizanslıların eline geçmiş. 1415’te Rodos Şövalyeleri almış. 1522 yılında, Kanuni Sultan Süleyman zamanında da Osmanlı toprakla-rına katılmış. 1924’te, İstiklal Mahkemesi kararıyla ''kalebentliğe'' mahkum edilen Cevat Şakir, 1973’te ölene dek Bodrum’da yaşadı. Mezarı Bodrum’da...
BİTEZ:
İşte şahane bir koy. Sakin. Gümbet kadar olmasa da, Bodrum’a yakın. Özellikle çocuklu aileler için çok uygun. Kadınlar Kahvesi ve Şapel ziyaret edilebilir. Bir de meşhur dondurmacısı var. Güzel güzel yürüyüş yapabilir, uzun yüzebilirsiniz. Aktur’un içindeki Mor Plaj, oldukça popüler.
ORTAKENT - YAHŞİ:
Sahildeki iki katlı evler çok güzel, hatta bir kısmı koruma altına alınmış. Bodrum’un en uzun plajlarından birine sahip. Bir tane deveci var: Deveci Mustafa. Süper bir karakter. Deve ve insan ilişkisi, eğitim ve otoritenin en ideal kıvamını Mustafa Abi’den öğrenmek mümkün. İsterseniz Dedeman Aquapark’a da gidebilirsiniz.
GÖLTÜRKBÜKÜ:
Şu anda bir felaket. Ancak sahilden içeride köylülerin yaşadığı yerlerde dolaşıp, onlarla sohbet edebilirim. Sosyetik haliyle en azından havalıydı. ''Wannabe'' tabir ettiğimiz bütün varoş dilberleri sahili doldurmuş. Ne o fışfışlı otelleri seviyorum, ne de insanlarını. Çok ısrar ederseniz, belki Ship-AHoy.
MazI:
İşte gerçek bir köy. Halıcılık yapılıyor. Bir sürü evde tezgâh var. Dokunan halılar daha çok Milas halılarıymış. Deniz şahane, kumsal çok güzel. Gene şükürler olsun ki tatilciler keşfetmemiş, zaten çok bilinseydi böyle kalabilir miydi, onu da bilemem!
GÜMBET:
Mümkünse uzak durun! Plajı iyi, ama o kalabalık çekilir gibi değil. Kulüpler, sabaha kadar açık. Su sporları da yapılıyor. Aslında şimdi yazdıkça, ''fena değil'' diyesim geliyor; ama yok yok, oranın artık oluru yok!
AKYARLAR:
Kos Adası’na en yakın yer. Eskinin balıkçı köylerinden biri. Son yıllarda turizm biraz biraz gelişti. Allah’a şükür ki sit alanı. İlyas Bey’in yerinde sütte levrek yemeden dönmeyin. Biraz ilerideki Kemer Köyü de çok güzel.
TORBA:
Merkeze en yakın koylardan. Begonvilli evleri seyretmeye ömür yetmez... Torba’da yeni açılan Casa dell’arte, akıllara zarar bir otel. Kalmak ayrı bir konu, mutlaka ziyaret edilmeli... Torba’da herkesin pek bir sevdiği bir Sanat Evi var; konuyla ilgisi yok, ama Akrep Nalan’ı hep orada görüyorum; iki makarna iki kola’ya 73 YTL ödedik. Ben bir daha gitmem. Ali Gonca muhteşem. Ama dikkat: İki tane Ali Gonca var. Asıl Ali Gonca, şimdi yeni yerinde. Sanat Evi’ni de geçince. Sahiplerini ayrıca çok sevdim.
GÜMÜŞLÜK:
Sanatçıların favori mekânı. Tavşan Adası’na yürüyerek geçebilirsiniz. Gümüşlük en çok güneş batışlarının güzelliği ve lokantalardaki ''tuzda balık''ın lezzeti ile ünlü. Güneş batışını en güzel Limon Cafe’den seyredebilirsiniz. Tuzda balık içinse ''Aquarium'' tek adres. Sahipleri çok şirin bir çift. Sadece Ege balığı kullanıyorlar. Son notlar: Eclisia’da konserler oluyor, kaçırmayın. Bir de Karakaya Meditasyon Kampı’nda yoga ve meditasyon derslerine katılabilir, hatta orada konaklayabilirsiniz.
Ne yapılır?
Önce Kale’yi gezin. 15. yüzyıl’da Rodos Şövalyeleri inşa etmiş. Hatta Kale’ye verilen ''Peterium'' adı, zamanla ''Bodrum''a dönüşmüş.
Kale’nin içindeki Bodrum Sualtı Müzesi, ödüllü bir müze. Eserlerin sergileniş şekli çok etkileyici.
Antik Tiyatro muhteşem. Gösteri varsa sakın kaçırmayın.
Bodrum Çarşısı içinde, ''esas'' sandaletçi Ali Güven. ''Hadi yaptırıyorum'' derseniz, kim bilir kaç ay sonra sandaletlerinizi yollar...
Mutlaka bir küçük mavi yolculuk yapın. Mavi yolculuk yapmadan Bodrum’un tadı çıkmaz. Yatılı olanlar da var. Mavi, Akvaryum ve diğer tüm koylarda dolaşın. Benim en sevdiğim şirket Traba Yatçılık. Tel: (0252) 313 24 49
Ayrıca koyları karadan da gezin. Her birinin havası başka. Bir de fırsat yaratırsanız Milas’a gitmenizi öneririm. Şehrin içinde kurulan pazar muhteşem. Müzesi, eski evleri ve camileriyle, bir günde geri gelemeyeceksiniz. Hızımı alamayarak Çomakda€ Köyü’nden de bahsedeceğim. Şahane bir köy, olağanüstü bir mimari. Evlerin bacalarında hayvan şekilleri bile var!
Ne yenir?
Sonsuz seçenek var... Kocadon, Bodrum’un en iyi lokantalarından biri. Denemenizi öneririm. Sakız Ana, benim en beğendiğim lokantalardan. Sakız Ana’yı da atlamamak lazım... Küba, harika et yemekleri ve salatasıyla bir klasik. Onun dışında Sakallı, şahane bir esnaf lokantası. Özellikle zeytinyağlı yemeklerine bayılıyorum. Bir de Barlar Sokağı’nın tam taksi durağı köşesinde, gerçek sebzeli dönerci var. Parmak yedirtir! Bir tek şu ''İtalyan, Çin, Türk, Meksika ve Hint'' yemeklerini aynı anda yapabilen; bir de üstüne pantolon diken, pardon İngiliz kahvaltısı çıkartan lokantalardan uzak durun!
Nerede kalınır?
Ben en son Karia Princess’de kaldım ve oteli çok beğendim. Tavsiye ederim. Tel: (0252) 316 89 71
Bodrum’u tepeden seyretmek içinse, The Marmara Bodrum’u tavsiye ederim. Odaları da servisi de çok iyi. Bir de bamya turşusu yapıyorlar, başka türlü bir şey! Spa’sı olağanüstü. Ayrıca 11 Eylül’e kadar her akşam cazcıları ağırlıyor. Tel: (0252) 313 81 30, www.themarmarabodrum.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder