FATİH TÜRKMENOĞLU
Milliyet Tatil
Sahil Günlüğü’nün bugünkü durağı Marmaris, artık koca bir şehir olmuş. Koylarına, kaleye ve çiçek sarkan dar sokaklarına her seferinde hayran kalıyorum.
Antik çağdaki adı Phskos olan Marmaris, koylarıyla her gezgini büyülüyor. Mutlaka planladığınızdan daha uzun bir zamana ihtiyacınız olacaktır. Birkaç gün esnek olabileceğiniz bir program yapmanızı öneririm...
Kanuni Sultan Süleyman, 1522 yılında bölgeyi Osmanlı topraklarına katıyor. Onun emriyle yapılan kaleyi, söylenceye göre beğenmiyor. ''Mimarı as'' diye emir veriyor. O ''mimarı as'' lafı, zamanla Marmaris’e dönüşüyor...
Muğla’dan büyük
Bu söylencenin doğruluğu bana pek akla yatkın gelmiyor, çünkü kale çok güzel. Üstelik son yıllarda ne zaman gitsem kapalı bulduğum sergi salonları da artık açılmış. Eski Marmaris’in dar sokaklarından ulaşılan kaleye ve çiçekler sarkan dar sokaklarına her seferinde hayran kalıyorum...
Marmaris, artık kocaman bir şehir olmuş. Bir zamanların balıkçı köyünde, artık her ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Şehir merkezi Muğla’dan daha büyük ve modern olan Marmaris’te, sıra sıra marinalar, sayısız hastane ve oteller, Bodrum’la yarışır gece hayatı var. Şehir değil, hatta bir metropol...
Marmaris, Bizanslı tarihçi Doukas’ın kayıtlarına göre bir Karia limanı. Çevresi günlük ormanları ile kaplı. Havası güzel; yani çoğunlukla. Nem oranı az; yani genellikle!
Marmaris’te kalacak yer sıkıntısı çekmek, neredeyse imkânsız. Her bütçeye uygun seçenek var. Yemek konusunda da, gene aynı şekilde, yelpaze çok geniş.
Ama işte, burayı da bilerek, hakkıyla gezmek lazım. Bir kere koylarını, köylerini keşfetmek, denizden ve karadan, yorulmadan dolaşmak lazım...
SELİMİYE
Antik adı Hydas. Kıyıdan 100 metre açıkta bir gözetleme kulesi var. Doğal bir liman. Yöreyi çok iyi bilenler, ''Bodrum’un 70’lerdeki bozulmamış hali'' gibi diyorlar. Tekne gezintisi ile civar adalarına gezintiler yapmak mümkün; ne demek ''mümkün'', şart! Çok güzel balık lokantaları var. Ben Aurora’da şahane bir yemek yedim. Bir de Ceri Cafe var; sahipleriyle çok iyi dostluk kurduk. Bir de Kerime ve Cüneyt Üzen’le tanıştım. Harika bir dükkân işletiyorlar. Dükkânın girişinde hemen çay, kahve, su ikram ediyorlar. Adımı verin, size de ikram ederler!
ÇİFTLİK
Şöyle adam gibi bir deniz keyfi yapmak için şahane bir seçenek. Taş yığını beton bir otel var, oraya doğru bakmamanızı öneririm. Adamlar acımadan betonu kakmışlar... Teknelerin ve safari turlarının duraklarından. Bir de sahildeki lokantanın yemekleri çok iyi.
TURUNÇ
Bence acayip şirin bir yer. Hafiften gelişmiş, büyümüş; ama dejenere olmamış bir hali var. Ben birkaç saat kaldım, tam anlayamamış olabilirim; ama oraya yerleşmiş yabancılarla, yerel halkla falan konuştum; ne bileyim, iyi bir hissiyata kapıldım. Denizi çok güzel, insanları iyi. Bence şahane bir tatil beldesi. Biraz ileride Amos Antik Kenti var. Bir zamanların önemli kentlerinden. Ne yazık ki görülecek pek bir şey yok. Amos’un da koyu çok güzel.
ORHANİYE, KIZKUMU
Hisarönü Körfezi’nin en önemli turizm merkezlerinden. Çünkü Kızkumu, ''deniz ortası yürüyüşü'' yapılabilen tek yer! Efsaneye göre, civarda yaşayan genç kız, karşı kıyıda yaşayan sevgilisine ulaşmak için, eteğinin içine kum doldurup yola koyulmuş. Kumları serpe serpe yoluna devam etmiş. Derken kum bitmiş, kız denizde kaybolmuş. O yüzden deniz, içinde yürünecek kadar sı€ imiş... Orhaniye’de koyun ortasında bir ada, tepesinde de bir kale kalıntısı var. Kalenin, bölgedeki Bybassos Antik Kenti’ne ait olduğu sanılıyor.
TURGUT
Safari turlarının en gözde duraklarından. Köy merkezi çok şirin. Meydandaki kahvede oturdum, bakkalla sohbet ettim. Şelale yolunda, kolayca fark edilmeyen bir antik kalıntı var. Arkeologlar, yapının MÖ 3 veya 4. yüzyıllara ait Diagoras adlı bir savaşçının antik mezarı olduğunu belirlemişler... Şelale ise tam bir yüz karası. Yani aslında böyle dememem lazım, çünkü çok güzel. Ancak tam da böyle düşünüyorum, çünkü felaket kötü kullanılıyor. Suyu pis, tuvaletler asla girilemez nitelikte. Yoksa taşların üzerinden yürümek falan güzel, ama pek bir zavallı halde.
Ne yapılır?
• Kale’yi mutlaka gezin. Ne acı ki 1979 yılına kadar içinde 18 konut, bir çeşme ve bir sarnıçla birlikte iskân yeri imiş. Kamulaştırılmış ve 1980’de onarımı başlamış. 1990’da onarımı tamamlanmış ve 1991’de Arkeoloji Müzesi olarak hizmete açılmış.
• Eski Marmaris sokaklarında kaybolun. Küçük evler ve dar sokaklar baş döndürücü.
• Kale’nin içindeki sergi salonları muhteşem.
• Marinalarda teknelerinde yaşayanlarla sohbet edin. İnsanlar hayatlarını nasıl da bir anda değiştirebilmişler; aklım almıyor!
• Armutalan’da çok güzel yürüyüş parkurları var. Hem de ormanların içinde...
• İçmeler’deki Sanat Sokağı, daha çok akşamları canlanıyor.
• Gece gezmesi için Barlar Sokağı’nda birçok alternatif var. Ben Cafe Keyif’te Alp ve eşi Tatiana’yı dinledim. Tatiana, Rusya’da Müzik Akademisi’nden mezun olmuş. Bir ''Batsın Bu Dünya'' söylüyor, olmaz böyle bir şey!
• Uzun uzun yürüyüş yapmak çok keyifli. Zaten sabaha kadar uyumak zor. İçkinin dozunu kaçırmış İngilizler nedense şarkılar söylüyorlar her köşede...
• Pazarı çok güzel ve düzenli. Civar köylerden taze otlar şahane.
• Tabii ki yüzün. Mümkünse tekne turuna da çıkın. Koylar dehşet güzellikte. Denizin rengi her adımda değişiyor.
• Schengen vizeli pasaportunuz yanınızdaysa, düzenli Rodos seferleri yapılıyor. Ne güzel bir imkân.
• Bozburun’da tekne yapımı var, giderseniz pişman olmazsınız.
• Civarda tatil yaparken Bozburun, Datça ve Palamutbükü’nü de mutlaka keşfedin, memnun kalacaksınız.
Ne yenir?
Balık ve deniz ürünleri. Bir sürü lokanta var. Neztel Marina’daki Neighbours’ın ahtapot ızgarası muhteşem. Tereyağlı ve sarmısaklı sübye ve kalamar tavayı da özellikle tavsiye ederim. Beni Azer Bortaçina davet etti; ben de sonra bütün dostlarımı... Bir de ne yapıp edip ''Mavi Pide''ye kahvaltıya gidin. Pideleri hiç ben anlatmayayım, siz deneyin!
10 Ağu 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder